Görüşmeler

Türkolog Louis BAZIN ile bir görüşme

Bu görüşme 1994 yılında Bayan Ayse Jolly tarafından yapılmıştır.

Görüşmeyi dinleyiniz (Türkçe).

[audio:http://turkishlanguage.org/wp-content/uploads/2012/12/lbazin.mp3|titles=lbazin]

Ayşe Jolly : Sayın Louis Bazin, Türk dili ve kültürü ile uzun yıllar ilgilenen bir Türkologsunuz. Bu ilginizin nasıl doğduğunu anlatır mısınız ?

Louis Bazin : Efendim, ben Normandiya’daki Calvados ilinde 1920 yılının sonunda bir öğretmen ailesinde doğdum. Oradaki etütlerim o zamanki tam klasik etütler oldu : Fransızca, Latince, Grekçe, Almanca ve klasik edebiyat. Lisede Osmanlılar ve Türklerden tek tük şeyler öğrendim ama Türk dilinden hiçbir şey öğrenmemiştim. Liseden sonra 1937 yılında Paris’te talebe oldum. Burada da öğretim tam klasikti. Halbuki 1942’de umumi dilbilgisi ile alâkadar oldum. O zaman en meşhur dilcilerden olan hocam fakülte dekanı olan profesör Vendryès bana dedi ki :  » madem ki umumi dilbilgisi ile alâkanız var, mutlaka klasik batı dillerinden bambaşka olan bir dil öğrenmeniz lâzım. Türkçe mesela, çünkü Şark Dilleri Mektebinde çok kuvvetli bir Türkçe profesörü var, profesör Jean Deny « .  » Peki ! « , dedim. Profesör Jean Deny, Osmanlı dilinin en mühim gramerini neşrettikten sonra Türkiye’deki yeni Türkçesiyle meşguldü. Beni çok iyi kabul etti. Kendisiyle üç sene okudum. Nihayet harbin sonlarında 1945 yılının Nisan ayında, Fransa’nın kurtuluşundan sonra, Fransız hükümeti beni Ankara’ya Türkçemi ilerletmem için gönderdi. Orada ailemle üç buçuk sene büyük memnuniyetle oturduk.

Ayşe Jolly : Efendim, biraz Türkiye’deki yıllarınızdan söz eder misiniz ?
Louis Bazin : O zaman, Ankara kocaman bir şehir değildi ama, orada, Türkiye’nin en büyük dilci, edebiyatçı ve tarihçilerinden birçoğu bulunuyordu. Mesela Dil Kurumu, Tarih Kurumu, Millî Eğitim Bakanlığının tercüme bürosu gibi yerlerde o zamanki çok faaliyetli uzmanlar vardı. Onlarla tanışıp, onlardan çok istifade ettim. Hepsini zikredemem ama, Öztürkçecilerden Nurullah Ataç, şairlerden Orhan Veli, tarihçilerden Mehmet Fuat Köprülü ile sıkı sıkı görüştüm, bence dosthane davrandılar. Onlardan çok öğrendim. Bugüne kadar onlara çok minnettarım.
Ayşe Jolly : Türkiye’den ayrıldıktan sonra Türk diliyle ilginiz ne şekilde oldu ?

Louis Bazin : Türkiye’den 1948 yılının güzünde ayrılıp bir sene daha Paris’te okudum. Nihayet 1949’da hocam profesör Jean Deny’nin emekliliğinde Doğu Dilleri Enstitüsünde profesörlüğe tayin edildim, orada 40 sene Türkçeyi okuttum. 1950’de Sorbon’daki Yüksek Etütler Mektebinde bir seminer kurdum. Orada Türk dilinin tarihi ve Orta Asya Türk dilleri hakkında ders verdim. Şimdiye kadar bu seminerler devam etmektedir. Aynı zamanda 1978’de Paris’in üçüncü Üniversitesinde profesör oldum.

Ayşe Jolly : Türk diline bunca uzun bir süre verdiğiniz emeği üniversitelerde Türkçe dersleri vermenin yanı sıra kitaplarla da perçinleyip unutulmazlaştırdınız . Bize bu çalışmalarınızdan da söz edebilir misiniz ?

Louis Bazin : Öğretimim için yeni Türkçenin bir gramerini yazdım, bundan başka Türk dillerinden Fransızcaya birkaç tercüme yaptım ; mesela Azericeden, Mirza Fath-Ali Akhunzade’nin Komedyalarını, Kırgızcadan, Manas Destanının bir parçasını, profesör Pertev Boratav ile birlikte tercüme ettik. Bu iki kitap, Gallimard tarafından neşredildi. 70 kadar Türk dilbilgisi hakkında makale yayımladım. Bundan başka en eski zamandan bugüne kadar, asıl Türk sayılan takvimleri mesela on iki hayvan takvimi hakkında büyük bir kitap yazdım. Bu kitap Macaristan Akademyasının yayınlarından biridir. 1992’de yayınlanmıştır.

Ayşe Jolly : Şimdiye değin yayımlanan kitap ve makalelerinizin bütünü hakkında nereden bilgi alınabilir ?

Louis Bazin : Bunların listesi iki sene önce İstanbul’daki Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü tarafından hazırlanan bir armağan kitabında yer almıştır. Oradan bilgi alınabilir.

Ayşe Jolly : Son bir ricam olacak Sayın Louis Bazin. Türkçe ya da Türklerle ilgili unutamadığınız elbette çok anınız vardır. Bir tanesini lütfeder misiniz ?

Louis Bazin : Ah, mesela hatıralarımdan biri. Bu, Türkçenin özleştirmesi hakkındadır. Bildiğiniz gibi Öztürkçecilerin ateşli önderlerinden biri dostum Nurullah Ataç’tı. Ankara’dan en yakın dostlarımdan biriydi. Her hafta Ulus gazetesinde Öztürkçe hakkında bir makale yazardı. Bir gün ona Ankara’nın Bakanlıklar caddesinde rast geldim. Yüzü asıktı, selâmlaştık.  » Nasılsınız, Nurullah Bey ? « , dedim. Çok fena, diye cevap verdi. Neden acaba, diye sordum.  » Dünkü makalemde Arapça bir kelime yazdım « , dedi.  » Ben saydım, dört tane yazdınız !  » dedim.  » Evet ! « , dedi,  » Biliyorum, ama bunlardan üçü helâl sayılabilir ama, dördüncüsü rezalettir ! » dedi.  » Neden ?  » dedim.  » Çünkü, o, en faydasızı, en kötüsüdür !  » dedi. Hangisi, diye merak ettim.  » Ve kelimesi. Ona karşı çok mücadele ettim, şimdi çok utanıyorum.  » dedi. Geçmiş olsun, diye başka bir konudan söz açtım. Böyleydi aziz Nurullah Ataç, yarı ciddi, yarı şakacı.

Ayşe Jolly : Çok teşekkür ederiz sayın Louis Bazin.

Louis Bazin : Estağfullah !

Copyright (c) Ayse JOLLY – 1994 – Her hakkı saklıdır – Derslerde serbestçe kullanılabilir – Bunun dışında izinsiz kullanılamaz.

AMAZON.FR‘de L. Bazin kitapları

Laisser un commentaire

Votre adresse de messagerie ne sera pas publiée. Les champs obligatoires sont indiqués avec *